RÜŞVET VE YOLSUZLUK
Advert
Advert

RÜŞVET VE YOLSUZLUK

RÜŞVET VE YOLSUZLUK
Bu içerik 197 kez okundu.
Advert

 

 

 

 

‘Şüphe yok ki Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten de Allah, size ne de güzel öğüt vermede. Şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, görür.’nisa 58
            İslam dininin en fazla önem verdiği konuların başında ‘ Emaneti ehline vermek’ geliyor. 
Devletin ve toplumun ayakları üzerinde sağlam kalması için bu şarttır. 
Nitekim Allah Rasûlü bu konuda şöyle buyurmuştur: "Müslümanların bir işine bakan kimse¸ o işi daha iyi yapacak biri varken bir başkasına verirse Allah'a¸ Rasûlüne ve mü'minlere hıyânet eder."[Mehâsinü't-Te'vil]  Hz. Ömer de "Müslümanların başında bulunan kişi¸ dostluk veya akrabalık hatırına bir adamı bir işin başına getirirse Allah'a¸ Rasûlüne ve Müslümanlara hıyânet etmiş olur." demiştir.[16]
 Allah size, emanetleri, kamu görevlerini, devlet işlerini, sorumluluk gerektiren meseleleri mutlaka ehline, kabiliyetli, liyâkatli, bilgili, dürüst ve güvenilir kimselere vermenizi, insanlar arasında hakem-hâkim, idareci olduğunuz zaman, adâletle icraat yapmanızı, hüküm vermenizi emrediyor.
 İnsanları işe alma mülakatını yapan şahısların sorumlulukları çok büyüktür. 
Çevremizde bildiğimiz bazı yetkililer insanlardan rüşvet alarak onları işe koymuşlar. 
Kendi yakın akrabasından işe koyma karşılığı rüşvet alanları duyduk. Hatta akrabasına gelen kadroyu başkasına veren dahi olmuş. Rüşvet veya değişik sebeplerden dolayı hak eden insanları elemek kul hakkını yeme kısmına girer.
       Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ kendisinden valilik isteyen Ebu Zerr Gıfarî'ye de şöyle demiştir: "Ebu Zerr¸ sen zayıfsın¸ o makam bir emânettir. 
Sonu da kıyâmet gününde bir perişanlık ve pişmanlıktır. 
Yalnız hak ederek alan ve üzerine düşeni de yerine getiren müstesnâdır.Ünlü vezir İshak Paşa'nın ehil olmayan bir kişiyi önemli bir göreve atadığını tespit eden Fatih Sultan Mehmet Han¸ ona: "Paşa¸ bu hatayı ikinci kez işlersen sadece vezirliği değil¸ başını da alırım! Devlet-i Âl-i Osmânî ancak dürüst¸ liyâkatli ve bilgili kişilerin omuzlarında yükselebilir." demiştir.
       ‘Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında rüşvete vasıta olana da Allah lanet etsin.’ Hakim     
Günümüzde rüşvetin adı hediye olmuş. Adam hanımının kolunda, boynunda bilezik ve setler görünce, nereden aldın diyeceğine‘ ne kadar da yakışmış, hayırlı olsun diyor. İşe aldırdığı şahıslar onun hanımına hediye Almışlar! Etrafımızdaki başkanların, milletvekillerinin ve yetkililerin oğulları ve kardeşleri yapılan bütün işlerin ortakları ve rüşvetçileridirler. Bunlar kısa sürede zengin oluyorlar. Bunları herkes tanıyor. İftira etmiyoruz. Bütün milletvekillerinin kardeşleri veya oğulları onun ildeki temsilcisidir. Onun onayı olmadan yaprak kıpırdamaz. Halk önce bunların yanına gider ve işini haleder. Bunlar gelen kadroları satarlar. Layık olmayan kişileri işe almak için rüşvet istemek, ülke idaresini ehliyetsiz ellere terk etmek demektir. Bu da bir milletin yıkılmasına sebep olur.                      
            Devlet memurlarının vazifelerini yaparken, vazife yaptığı kişilerden hediye almaları da doğru değildir. Hazret-i Ömer, devlet başkanı iken, hanımı ile bir köye gider. 
Köylü kadınlar hanımına çeşitli hediye verirler. Eve geldikleri zaman, Hazret-i Ömer, hanımına, (Bunları nereden aldın?) diye sorar. 
Hanımı da, (Köylü kadınlar hediye etti) der.
Hazret-i Ömer, (Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilmezdi. Ben halife değilken sana niçin hediye vermiyorlardı) diyerek, verilen hediyeleri beyt-ül-mala verir.
           Ülkenin rüşvet ve yolsuzluktan kurtulabilmesi için, belli bir vazifeye geldikten sonra zengin olanların mallarına el konulacak ve işten atılacaklar. 
Başkanların, bakanların, milletvekillerin ve belediye başkanlarının hanımları ve akrabaları yönetimden uzak tutulacaktır. Bunlar kendi babalarının, kocalarının veya abelerinin yerine vekalet ettiği sürece rüşvet ve yolsuzluktan kurtulamayız.  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX