İŞTE BU
Advert
Advert

İŞTE BU

İŞTE BU
Bu içerik 118 kez okundu.
Advert

  Okul müdürü, ben okulumda başörtülü öğretmen istemiyorum diye bağırıyordu. Başörtülü öğretmen okulun dışında başını açacak. Müfettiş ve milli Eğitim Müdürleri başörtülü avına çıkıyorlardı. Dindarlara her türlü baskı yapılıyordu. İşten atılmalardan hapislere kadar yol vardı.

                28 Şubat sürecinde Hükümet'in emirleri doğrultusunda okul müdürleri, müfettişler ve diğer yetkililer okul önlerinde başörtülü öğretmen avına çıkıyorlardı. Namaz kılan erkek ve bayan personel tespit edilip fişleniyordu.  Başörtülü öğretmenlerin sıkı takibi yapılıyordu. Müfettişler, okullarda başörtülü avında idiler. Bazı okul idarecileri haklarında soruşturmayı da göze alarak başörtülü öğretmeni müdür ve müfettişlerden korumaya çalışıyorlardı. Denetimlerde başörtülü öğretmenler ya rapor alıyorlardı veya okulun tenha bir yerinde saklanmaya çalışıyorlardı. İdareci ve müfettişlerin başörtülü öğretmenlere ve dindarlara çektirdikleri görülmeye değerdi. Birçok öğretmen hakkında soruşturma açıldı. Yüzlercesi ise işten atıldı. Hakarete, zulme uğrayanlar dinini yaşamaya çalışan mazlumlar, onlara her türlü hakareti yapanlar ise idareci ve müfettişler. Solcu ve halkçı olduğunu iddia eden zihniyet iktidarda idi ve Müslüman halka elinden gelen zulmü yapıyordu. Simitçiden tutun kantinciye kadar, öğretmenden tutun çiftçiye kadar herkes fişlenmişti. On binlerce insan mağdur edilmişti. Halk şiddetli bir baskıya ve zulme uğramıştı. Bir değişiklik lazımdı.

                Zulme uğrayan halk bir kurtuluş yolu aradı ve 2002 yılı kasım ayında yapılan seçimde AK parti 365 milletvekili ile iktidara geldi. Müslüman halk büyük bir sevinç yaşadı. Değişen ne oldu?

                28 Şubat döneminde müdür, müfettiş olanlar bu dönemde yerlerini daha da sağlamlaştırarak liderliklerine devam ettiler. Sol zihniyetin hakim olduğu dönemde ki idareciler kılık değiştirdiler. Küçük bir okulun müdürü iken daha büyük bir okulun müdürü oldular. Daha önceden Milli Eğitim Müdürlüğüne vekaleten bakarken bu dönemde asaleten atandılar. Daha önceden dindara ve başörtüye düşmanlık yapan zihniyetin belediye meclis üyesi veya milletvekili iken bu dönemde yerini daha da sağlamlaştırdılar. 28 Şubat döneminde ayakkabıları ile Kur’an kurslarına giren ve başörtülülere kan kusturan müfettişler bu dönemde yerlerini daha da sağlamlaştırdılar. Onların dayıları köşe başlarını tutmuşlardı. Sırtları kuvvetliydi. Toplumda dindar olanların kurmuş olduğu parti olarak kabul edilen AKP, 28 Şubat döneminde dindarlara kan kusturan idarecilerin rütbelerini pekiştirdikleri bir liman haline geldi. Dünya görüşü değişmediği halde Komünist bıyıklarını keserek veya kot pantolonunun üzerine renkli bir eşarp takarak gariban Müslüman halka aday olarak gösterildi. 

                 Doğu Anadolu bölgesinde bulunan şehirlerden birinin il sağlık müdürü olan vatandaş başörtülülere kan kusturan biri imiş. Örtülü bir doktora o kadar baskı yapmış ki, doktor dindarlığı bırakıp İslam dışı bir hayat yaşamaya başlamış. Bu müdür Refah partisi milletvekili oldu. Dindar olduğumuz için bize zulüm yapanlar bir süre sonra bizim oyumuzla milletvekilimiz ve bakanımız oluyorlar.

                Biz Müslümanlar acınacak haldeyiz. Her dönemdeki yöneticilerimiz aynıdır. DSP, CHP, ANAP, REFAH, DYP ve AK parti dönemindeki idarecilerin çoğu aynı şahıslardır. 
28 Şubat döneminde çalıştığım yerde başörtülü istemiyorum diyen şahıs yine aynı kurumda müdürdür. 
Ve konuştuğu zaman başörtülü öğretmen ve memurları nasıl koruduğunu anlatıyor. 28 Şubatta Müslüman halka kan kusturan idareci bu dönemde de yine idarecidir. Ama bu sefer iktidar partisine yakın duruyor. İktidar değişirse o da değişecek. 
Zaten fikri değişmemişti. 
Fikir aynı fikirdi. Sadece konuşurken ağzını eğri ediyor. Başörtülü o zamanda memurdu şimdi de memurdur. O, o zaman da müdürdü şimdi de müdürdür. Yani olan hep bize oluyor.  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX