PANTOLON
Advert
Advert

PANTOLON

PANTOLON
Bu içerik 468 kez okundu.
Advert

Basına yansıyan haberlere göre, okula başlayan çocuğuna pantolon alamayan bir baba, 'Çocuğuma bir pantolon alamıyorsam niçin yaşıyorum?' diyerek intihar etmiş. 21. Asırda bunun Türkiye'de yaşanması ne kadar acı.
'Devlet, valilik, kaymakamlık, Sosyal Yardımlaşma...'ya başvursaydı, sadece pantolon değil, diğer; hatta ailenin de ihtiyaçları karşılanırdı' diyenler haklı. Elbette alınırdı. 
Ancak hangi çabalarla? 
Bir çocuk pantolonu alabilmek için baba dilekçe, mal varlığını, aylık gelirini, ailede maaş alanın olup-olmadığını belirten belgeleri dosyalayacak, Kaymakamlık/Valiliğe sunacak, dosyası komisyona sevkedilecek, beyanının doğru olup olmadığının araştırılması için uzmanlarca haftalarca araştırma yapıldıktan sonra uygun görülürse çocuğuna bir pantolon verilecek? Bu durum aile çevresinde; hatta-belki-çocuğun okulunda duyulacak; hem babaya, hem aileye ve hem çocuğa psikolojik sendrom yaşatılacaktır.
Halkımızın çoğu onuruna düşkün olduğundan buna başvurmaktansa ızdırabını içine gmmekte ve bu baba gibi bazıları intihara kadar gitmektedir.
Bu bir sorundur. Esas sorun, bir aile babasının intihar edecek kadar malî bunalıma sürüklenmesi, hayatına son vererek geride yetim çocukları, dul bir hanımı yoksul, boynu bükük bırakması; başta devlet ve devleti temsil edenlerin, hamaset ve nutuklarından geçilmeyen; zekat, fitre, sadaka, kurban etleri, derilerini toplamaktan asla geri kalmayan dindar STK'lar olmak üzere kimsenin bundan haberdar olmamasıdır.
Hz. Ömer ile yaşlı kadının diyaloğunu bilirsiniz: Hz. Ömer yaşlı kadına,
-Niye Emîrü'l-Mü'minîn'e haber vermediniz? sorusunu yönelttiği yaşlı kadın,
-Yetim ve yoksullardan haberi olmayan, nasıl Emîrü'l-Mü'minîn olabiliyor demiş ve Hz. Ömer'i ağlatmıştır.
Şunu da ifade edelim: Allah selamet versin, eski bir kaymakamımıza,
-Halk size cimri diyor. Devlet cimri olmaz deyince şu cevabı verdi:
-Devlet dediğimiz halktır, devletin malı dediğimiz halkın malıdır. Kimin malını kimden esirgeyeceğim. Ben, bir kuruş da olsa yerine, hakkadene ulaşmasını isterim.
Yardım talep eden bir dilekçe geldi. Sahibi araştırıldığında, dilekçe sahibinin evi, 150 civarında koyunu, tarlaları, bağı, bahçesi ve son model bir münibüsünün olduğu tesbit edilince yardımda bulunmadık. Ancak dilekçe sahibi siyasîlere gitti, durum Ankara'ya kadar iletildi ve o adama yardım etmek zorunda kaldık. Fakir ve yoksulların hakkını, hakketmeyenlere vermeyince adımızı cimriye çıkardılar.
Ne yazık ki bu kaymakamımız bu tür iftiralarla önce açığa alındı, sonra tenzil-i rütbe ile başka bir görevle sürgün edildi, sonra görevden ihraç edildi, sonra hapse atıldı, uzun süre hapis yattıktan sonra bütün suçlamalardan beraat etti.
O kaymakamımızın nerede, ne yaptığını bilmiyorum. Ancak ona iftira atanların hala etkili ve yetkili olduğunu biliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX